Diğer SporlarKıbrısManşetSporYaşam

Bitmek bilmeyen pozitif enerji

Sporda yaratıcılık, motivasyon, iletişim ve liderlik konularında ülkemizin en başarılı kadın spor eğitmenlerinden Nurcan Özatılgan GIYNIK Spor’a röportaj verdi






NURCAN ÖZATILGAN GIYNIK SPOR’A KONUŞTU… Bitmek tükenmek bilmeyen pozitif enerjisiyle etrafına ışık saçan, ilham kaynağı olan ülkemizin en başarılı kadın spor eğitmenlerinden Nurcan Özaltılgan GIYNIK Spor’un sorularını yanıtladı. 8 yıldır spor eğitmenliği yapan Nurcan, TRX, Pilates, Jumping Fitness, Reformer Pilates, Cadillac, Barrel ve Chair alanında eğiitmler veriyor.  6 yıldır aktif olarak Fitstop Studio’da Mat Pilates, TRX ve Jumping Fitness üzerine grup dersleri veren Özatılgan kendi stüdyosu olan Studio Euphoria’da da 3 yıldan beridir Aletli Pilates dersleri vermekte.

 “SPORSUZ BİR YAŞAMI DÜŞÜNEMEM”… Spor ve egzersizi hayatının merkezi koyan başarılı eğitmen, gününün 10-12 saatini bu alanla ilgilenerek geçiriyor. Sporsuz bir yaşamı düşünemeyen Nurcan, bu durumun en minik bir düşüncesi bile onu oldukça geriyor. Her şeyin başının sağlık, beden ve ruh sağlığı olduğunu belirterek dilediğimizce hareket etmemiz gerektiğine vurgu yapan Nurcan; “spor, egzersiz, hareket etmek, ders vermek bunlar beni ben yapan şeyler” diye ekliyor.

 “PSİKOLOJİK VE FİZİKSEL ANLAMDA KÖTÜ ETKİLENDİK”… Koronavirüs sürecinin hem psikolojik hem de fiziksel anlamda inanılmaz kötü etki yarattığını belirten Nurcan’ın  tek dileği en kısa zamanda bu kabus dolu günlerin geride kalması. Nurcan, her alanda olduğu gibi özellikle de spor alanında sporcuların ve eğitmenlerin bu durumdan çok fazla olumsuz yönde etkilendiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü; “Stüdyolarımız, salonlarımız ilk kapanıp en son açılan sektör oldu. Hem de bulaş oranı diğer sektörlere göre en düşük alan olmasına rağmen. Tabi ki bu durum bizleri ve spor severleri çok geriye attı.”

“İSTEDİKTEN SONRA HER ŞEYİ BAŞARABİLİRİZ”… Başarılı eğitmen son olarak şunları ifade etti; “Bu süreçte çok net anladığım bir şey var ki, insanoğlu her şeye alışıyormuş. Her duruma adapte oluyormuş. Şimdi bir mucize beklemek yerine bulunduğumuz süreci en iyi şekilde değerlendirebilmeyi düşünmeliyiz. Biz insanlar o kadar güçlüyüz ki istedikten sonra her şeyi başarabiliriz. Sürekli karamsarlıktan, şikâyet etmekten, bir birimizi kötüleyip bundan keyif almaktan uzaklaşıp iyi şeyler üretmeye odaklanmalıyız.”

NURCAN ÖZATILGAN İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ RÖPORTAJIMIZ:  

NURCAN ÖZATILGAN ADINI DUYMAYAN KALMADI, SENİ BİRÇOK KİŞİ BİLİYOR VE TANIYOR ANCAK YİNE DE SENİ BİLMEYEN VE TANIMAYANLAR İÇİN BİZE BİRAZ NURCAN’I ANLATIR MISIN, NURCAN KİMDİR?

23 Eylül 1993 Lefkoşa doğumluyum. Küçük yaşlardan itibaren sporla ilgiliydim. 4 yaşında spor hayatına başladım. Cimanstik, dans ve yüzme vb. branşlar deneyimledikten sonra uzun yıllar Yakın Doğu Üniversitesi Voleybol Takımı’nda yer aldım. Yüksek öğrenimimi ilk olarak ‘Okul Öncesi’ öğretmenliği mezunu olarak tamamladıktan sonra yine YDÜ’de fakülte birincisi olarak Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni mezunu oldum.
Spor eğitmenliği hayatıma 8 yılı aşkın bir süredir devam ediyorum. KKTC’de ve Kıbrıs Rum Kesimi’nde birçok eğitim ve workshopa katılım gösterdim. İlk olarak İstanbul’dan aldığım eğitmenlik eğitimi ile TRX eğitmeni oldum. Ardından KKTC Halter ve Vücut Geliştirme Federasyonu’ndan Pilates eğitmenlik eğitimimi aldım. Yine Türkiye’de Jumping Fitness eğitmenliğini tamamladıktan sonra, İstanbul’dan Reformer Pilates, Cadillac, Barrel ve Chair eğitimlerini başarıyla tamamladım.

6 yıldır aktif olarak Fitstop Studio’da Mat Pilates, TRX ve Jumping Fitness üzerine grup dersleri vermekteyim.

Ardından kendi stüdyom olan Studio Euphoria, 16 Kasım 2018’de Nurcan Özatılgan imzasıyla kapılarını tüm pilates severlere açmıştır. Burada Aletli Pilates dersleri vermekteyim.

SPOR, HAYATINDA NASIL BİR YER KAPLAMAKTADIR, SPORSUZ BİR YAŞAM DÜŞÜNEBİLİR MİSİN, SPOR, SENİN İÇİN NELER İFADE EDİYOR?

Egzersiz hayatımın merkezi olmuş dersem hiç de abartmış olmam sanırım. Güne başladığım an itibariyle benim için spor/egzersiz başlıyor ve akşam 20.00’de son buluyor. Günümün 10-12 saati bu şekilde geçiyor, yaparak ve yaptırarak. Kesinlikle sporsuz bir yaşam düşünemiyorum. Minicik bile düşüncesi beni fazlasıyla geriyor. Her şeyin başı sağlık, beden ve ruh sağlığımız yerinde olsun dilediğimizce hareket edebilelim. Spor, egzersiz, hareket etmek, ders vermek bunlar beni ben yapan şeyler. Bir su içmek, yemek yemek gibi, tam ve bütün hissettiriyor. En zor anlarımda beni ayağa kaldıran, aslında doğal tedavi/terapi benim için. Enerjime enerji katabildiğim, yaptıkça mutlu hissettiğim şey. Üyelerime hep dediğim bir şey var. Bu hayatta Anne olmaktan sonra, acı çekip de soncunda mutluluk veren tek şey spor yapmak!

KORONAVİRÜS SALGINI SÜRECİNDE SPOR ALANINDA ALINAN VEYA ALINMAYAN KARARLARI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUN?

Koronavirüs dünyayı etkileyen ve sanırım süreci en zorlu ve uzun olan bir salgın. Bizleri tam anlamıyla hem psikolojik hem de fiziksel anlamda inanılmaz kötü etkileyen bir süreç. Tek dileğim en kısa zamanda bu kabus dolu günlerin geride kalması.  Tabi ki her alanda olduğu gibi özellikle de spor alanında biz sporcu ve eğitmenleri çok fazla olumsuz yönde etkiledi. Stüdyolarımız, salonlarımız ilk kapanıp en son açılan sektör oldu. Hem de bulaş oranı diğer sektörlere göre en düşük alan olmasına rağmen. Tabi ki bu durum bizleri ve spor severleri çok geriye attı. Vatandaşlarımızın pandemiden önceki oranla çok daha fala obezite seviyesinde bir artış oldu. Bizleri cezalandırırcasına evde hareketsiz kalacağımız bir yöntem uygulamak yerine, herkes sadece bireysel olarak dış mekanlarda yürüyüş, koşu bisiklet vb. egzersizler yapabilmeliydi. Hatta teşvik edilmeliydi. Ve bu kontrol altında olmalıydı, bireysellik kuralına uymayanlara bir cezai yaptırım olmalıydı. Evlere kapanıp bir buhran veya bunalıma itilmemeliydik. Ben kendi sosyal medya hesabımdan belki de her kapalı kaldığımız gün için, evde yapılabilecek egzersiz programları yayınladım. Ben ve benim gibi çok değerli meslektaşlarım. Belki bunları bir tek kendi çabamız ile duyurup kişileri uyandırmak yerine devlet de bize destek çıkıp tv, gazete gibi yerlerde bunları yayarak insanlara biraz ışık ve umut olurdu. Hareket etmeye teşvik ederdi, hareketsiz bir yaşam sürüp daha ağır sağlık sorunları oluşmasına zemin hazırlamazdı. Yapılabilecek çok basit ama çok etkili, motive edici şeyler vardı. Ama benim bir eğitmen olarak bu anlamda gönlüm çok rahattı. Elimden gelenin en fazlası için çabaladığımı düşünüyorum. Ve bu zorlu kapanma süreçlerinde enerjimi verebildiğim herkesle online olarak evlerinde hareket ettik. Bir birimize moral verdik, motivasyon olduk.

SPOR MERKEZLERİNİN UZUN SÜRE KAPALI OLUŞU SENİ VE ÇALIŞMALARINI NASIL ETKİLEDİ?

Maddi ve manevi olarak çok fazla etkilendik tabi ki. Bir yandan kendi giderlerini düşünüyorsun. Kiracı kira bekliyor hani devlet ileri tarihe atmıştı belki ödemeleri ama mal sahibinin de tek geliri bu kiraydı belki? Biz gününde ödemek zorunda kaldık kiralarımızı.  Her kafadan bir ses çıkıyordu ‘borcunuzu öteleyin!. ‘hayır zarar edersiniz ötelemeyin!’. Sıkı çektik ödedik. Çalışanlarımız aynı durumda, işlemediler evet ama tek gelir kaynağı sensin, vermezsen ne yer ne içer?, vicdan duygun zaten seni maf etmiş durumda ama maddi olarak da bir kazancın yok. Çalışmadan, kazanmadan nasıl vereceksin? E ama vermezsen de onlar nasıl geçinecek? Derken bir şekilde günler geçti ama biz hala belimizi doğrultmaya çalışıyoruz.

BİR SÜRE İZOLE OLMAK ZORUNDA KALDIN, NEDEN? BİZE BU SÜREÇTE FİZİKSEL VE ZİHİNSEL OLARAK NELER YAŞADIĞINDAN BAHSEDER MİSİN?

Hayatımın en zorlu 1 ayını yaşadım. Son kapanmamızda bizim iş yerlerimiz hala açık değilken, sağlık bakanlığına gittim ve çalışanımın çalışma iznini yenilemek durumunda kaldım. İşlemimiz bodrum katında yapıldı, evet içeriye tek tek alınıyordu fakat odada tek bir cam bile yoktu! Ve odadan hemen hemen giren 10 kişiden 2-3’ü oradaki çalışanın pozitif olmasıyla bizde kaptık. Orada işlem yaptıktan 10 gün sonra bende tamamen semptomlu olarak otelde tedavi gördüm. Çok kötü bir deneyimdi ama hiç ders yapmaktan vazgeçmedim. İlk 4 gün ağır olduğum günler geçtikten sonra bütün online seanslarımı yaptım. Hep üyelerimle diyalog halinde oldum. Ailem arkadaşlarım en büyük destekçim oldu. Sonuçta normal bir şey hasta olmak günümüzde olmayana şaşırıyoruz artık ama insan ister istemez bir korku, endişe, dışlanabilme hissi yaşıyor. Ama çok şükür ki ailem, arkadaşlarım üyelerim o kadar özel ve güzel insanlar ki hiçbir zaman desteklerini benden esirgemediler. Bir kez daha hepsine tek tek sonsuz teşekkür ediyorum.

SPOR MERKEZLERİNİN KAPALI OLDUĞU DÖNEMLERDE ÜYELERİNİ NASIL MOTİVE ETTİN, NE GİBİ ÇALIŞMALAR YAPTIN?

İlk evlerimize kapandığımız dönemde kişilerin evde yapabileceği egzersizleri sosyal medyada paylaşmaya başladım. İçine eğlence ve keyifte kattım. Kendim de çok eğlendim. Sonra bir baktım videolarımı izleyen, yapan sadece üyelerim değildi!. Bir tek yaşadığım ülkedeki insanlar değil! Türkiye, İngiltere, Almanya vs inanamadım. İnstagram üzerinden canlı yayında egzersiz yaptım. Hiç tanımadığım kişilerle beraber spor yapmış oldum. Hem kendim motive oldum hem beni takip edenler. İkinci kapanmamızda üyelerimize Berkay hoca ile (Fitstop sahibi)  gerekli tüm malzemeleri evlerine götürdük! TRX ipi, trambolin, Spinning bisikleti, Pilates bandı, top vs. her şeyi. Evlerinde yapabilecekleri bir ortam oluşturup derslerimize hiç ara vermeden online olarak devam ettik. Çok da güzel olmuştu.

SALONLARIN AÇILMASIYLA BİRLİKTE YENİDEN SPORA VE ÜYELERİNE KAVUŞTUN, BU KONUDA NELER SÖYLEMEK İSTERSİN?

İlkokula başlayan yeni bir çocuk gibi gerçekten ama gerçekten heycanlandım! Yoktu böyle bir mutluluk. Uzun zamandır bu anı bekliyorduk zaten. İnsanlarla olmayı birlikte enerji dolu motivasyon tavanda spor yapmayı özlemiştik. Hem ben hem üyelerim gerçekten hep açılacağımız günü bekledik. Çok büyük bir heyecan ve mutlulukla. Tabiki her şey bir anda eskisi kadar harika olmadı. O korku insanlarda devam ediyor. Gelmek isteyen ama hala çekinen çok özlediğimiz üyelerimiz var ama zamanla hesey yoluna girecektir inşallah.

BİZİM SORMAYIP, SENİN EKLEMEK İSTEDİĞİN DÜŞÜNCELERİN VAR MIDIR?

Yaşadığımız zor bir süreç. Bundan 2 yıl önce biri bize bu durumda olacağımızı söylese rüyamızda görsek inanmayız veya imkansız diye bilirdik. Ama bu süreçte çok net anladığım bir şey var ki, insanoğlu her şeye alışıyormuş. Her duruma adapte oluyormuş.
Şimdi bir mucize beklemek yerine bulunduğumuz süreci en iyi şekilde değerlendirebilmeyi düşünmeliyiz. Biz insanlar o kadar güçlüyüz ki istedikten sonra her şeyi başarabiliriz. Sürekli karamsarlıktan, şikayet etmekten, bir birimizi kötüleyip bundan keyif almaktan uzaklaşıp iyi şeyler üretmeye odaklanmalıyız. En önemlisi sağlıklı olalım ve gerisi için de,  neler keşfedip durumu daha da iyi yönetebiliriz, çözümler bulabiliriz, bunları düşünelim. İsyan etmek, debresyona girmek en kolay yol. Neden kestirmeyi seçelim ki. Bu hayata gelmişsek keyif alarak yaşamalıyız. Çünkü bunu hak ediyoruz. Sağlık, mutluluk, huzur ve egzersiz hatımızda bir su gibi birincil ve en önde ihtiyacımız.









Diğer Haberler

Başa dön tuşu